Menu

Pillars of Eternity İnceleme - Vvender

“Yeni bir yuva bulma umuduyla Gilded Vale’e doğru yola çıkmış, beş at arabasından oluşan bir konvoyla seyahat ediyorum. Bu yıldızsız gecede, geçtiğimiz dar patikayı aydınlatan tek şey konvoya liderlik eden at arabasının önündeki eski bir gaz lambasından çıkan cılız ışık. Birlikte yolculuk ettiğim bu insanlar hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Çoğunluğu çiftçilerden oluşan, kendi işleri dışında hiç bir şeye karışmayan ve gerekmedikçe konuşmayan bu insanlar, neden Gilded Vale’e gidiyor? Çoğunun Yerel Lord’un vaatlerini duyup, yeni bir yuva bulma umuduyla geçmişlerini geride bıraktığı ortada. Peki geride bıraktıkları topraklarda sahip olamadıkları şeylere gerçekten Gilded Vale’de sahip olabilecekler mi? Nedeni ve sonucu ne olursa olsun, geçtiğimiz bu karanlık patikada yolculuk eden bu insanlar vaad edilen topraklara kavuşabilmek adına, bu tehlikeli yolculuğu göze almıştı. Ben ise bu yolculuğun benim için ne anlama geldiğini hala bilmiyordum. Hayatının büyük bir kısmını yollarda macera peşinde geçiren birisi olarak, yuva diyebileceğim bir yere hiç bir zaman sahip olmamıştım. Bu uzak diyarlara tıpkı bu insanlar gibi, bir yuva bulma umuduyla gelmiştim belkide. Şu ana kadar beklentilerin çok uzağında bir manzaraya sahipti bu topraklar. Soru ve şüphe dolu düşüncelerim aniden hastalanmam neticesinde yerini, dayanılmaz bir acıya bıraktı. Ateşim yükselmeye başlamıştı ve midem oldukça şiddetli bir biçimde yanıyordu. Aklıma takılan bu düşüncelere odaklanıp, hasta olduğumu görmezden gelmeye çalıştım ama başarılı olamadım. İlerlemeye devam ettikçe durumum daha da kötüleşmeye başladı. Yanında seyahat ettiğim insanlar konvoya liderlik eden adamı uyardıktan sonra -durumumdan endişe duyduğu için mi yoksa , bu günlük yeteri kadar yol aldığımızdan düşündüğü için midir bilemem- bu gece daha fazla ilerlemeyeceğimizde karar kıldı. Karanlık bir serüvenin içine çekileceğim olaylar zincirinin başlangıç halkası olan bu uğursuz yerde, başımıza geleceklerden habersiz bir şekilde kamp kurmaya başladık.”girişBaldur’s Gate ve Icewind Dale gibi öncü, izmoetrik rol yapma oyunlarından izler taşıyan Pillars of Eternity ile ilgili kafamda; ucuz bir kopya olmaktan öte gidemeyeceğine dair korkular vardı. 77.000 civarındaki kickstarter’ın desteği sayesinde, Obsidian Entertainment‘ın geliştiriciliğini üstlendiği Pilliars of Eternity; hiç kuşku götürmeksizin geçmişin kült oyunlarından nasibini alarak, benzer bir çok özelliği içerisinde barındırıyor. Hatta oyunun sahip olduğu sistem, D&D‘ye oldukça yakın ama kendine özgü olduğunu gösterecek kadar da farklı. Tabi burada ki en önemli nokta her şeyin “gereken miktarda” benzerlikte taşıyor olması. Hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim ki; Pillars of Eternity, oynamaya başladığım andan itibaren nostalji damarıma basan, kopya olmaktan uzak hikayesi ve muhteşem müziklerle süslenmiş sunumu sayesinde beni, büyülü dünyasının içine çeken ve hatta geceleri rüyalarıma girecek kadar etkileyen, nadir oyunlardan birisi haline geldi (gerçekten abartmıyorum, son iki gecedir rüyalarım bildiğin Eora’da geçiyor!!!).

Zorluk seviyesiOyuna başlarken karar vereceğimiz ilk şey; zorluk seviyesini belirlemek oluyor. Eğer oyunu tamamen hikayeyi görmek adına oynayacaksanız, zaman kazanmak açısından en kolay zorluk seçeneğini seçmenizde fayda var. Tabi meydan okumadan çekinmeyen biriyseniz, oyunun içerisinde hoşunuza gidecek bir çok ek seçenek de mevcut. Oyunun zorluk seviyeleri; kolay, normal, zor ve “Path of the Damned” olarak adlandırılan “işkence” modundan (ben öyle diyorum en azından) oluşmakta.

Neden işkence modu olarak adlandırdığımı da kısaca açıklayayım; “POD” zorluk seviyesinde sahip olduğum on saatlik oyun tecrübesi sonucunda, senelerdir edinememiş olduğum düzenli “save” alma alışkanlığını bana kazandırdıktan sonra, her mobun final havasında geçtiği bu zorluk seviyesine daha fazla dayanamadım. Oyundan çıkıp daha insancıl bir zorluk seviyesinde en baştan başladım (harbiden zor yahu). Bu dört zorluk seviyesinin dışında aktif edebileceğimiz iki adet zorluk ayarı daha bulunmakta. Bunlardan birisi Expert adı verilen; bazılarınızın Fallout: New Vegas’tan da hatırlayabileceği seçenek. Oyun içerisinde bulunan bir çok yardımcı özelliği kapatan bu seçenek, daha gerçekçi bir oyun deneyimi arayanlar için oldukça gerekli. Zorluk seviyesi içerisinde bulunan son seçenek ise oyunu hardcore moda sokan “Trial of Iron”. Bu seçeneği işaretlediğimiz takdirde, oyun boyunca hiç bir şekilde save alamayacaksınız. Ölmeniz durumunda ise oyun mevcut olan tek kayıt dosyasını silecek ve her şeye en baştan başlamak zorunda kalacaksınız. Bir dost tavsiyesi; akıl sağlığınızı korumak adına uzak durun böyle şeylerden!!!

character creationEski usul bir RYO’ya kavuşmanın vermiş olduğu hazla karakter yaratma ekranına ağzımın suları akar bir halde dalarak, çok hızlı (!) bir şekilde karakter yaratma işlemine başlıyorum (1 saat 15 dakika kadar sürdü). Pillars of Eternity bize oldukça zengin bir karakter yaratma ekranına sunuyor. Çıkacağımız bu akıl almaz maceraya nasıl bir karakterle atılacağınıza karar vermeye çalışırken, sahip olduğu açıklama metinlerini dikkatlice incelemenizde yarar var. Bu açıklama metinleri sadece nasıl bir karakter yaratacağımıza karar vermemize yardımcı olmuyor. Bunun yanında içinde bulunduğumuz dünya hakkında temel bilgileri de bize aktarıyor.

Peki karakter yaratma ekranında nelerle karşılaşıyoruz? Seçebileceğimiz beş ırk mevcut, ırklar da kendi aralarında fiziksel özelliklerine göre (tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi) farklı kategorilere bölünüyor. Bu kısmı belirledikten sonra karşımıza sınıf sekmesi çıkıyor. Daha önce oynamış olduğumuz oyunlardan tanıdık on adet sınıf mevcut. Bu sınıflar arasında Paladin veya Priest‘i seçtiğimizde, ayrıca bağlı olduğumuz tanrıyı da seçmek zorundayız.
Oyun içerisinde gezip görev yaptığımız yerlerde olumlu ya da olumsuz üne kavuşabiliyoruz ve tabi ki girdiğimiz diyaloglarda; vermiş olduğumuz cevaplar doğrultusunda karakterimizin yönelimi belirlenmeye başlıyor. İşte bu noktada Paladin ve priest gibi inançlı karakterler, seçtikleri tanrının yolundan saptığı taktirde tanrıları tarafından bahşedilen, ilahi büyülerden mahrum kalabiliyor.
Daha sonra karakterimizin; güç, çeviklik, dayanıklılık, zeka, algı, çözümleme gibi fiziksel ve mental niteliklerini, sahip olduğumuz puanları harcayarak belirlemeye başlıyoruz. Bu puanları harcarken oldukça dikkatli davranmak gerekiyor çünkü; niteliklerimiz, oyun boyunca kuracağınız diyalogları, dövüş becerimizi ve aklımıza gelebilecek bir çok unsurun belirlenmesinde önemli bir yere sahip.
Karakterimizi şekillendirirken belirlememiz gereken ve ufak artılar sağlayan detaylar şöyle devam ediyor;
Kültür: Karakterimizin dünya üzerinde yaşadığı yere göre belirliyoruz.
Geçmiş: Yaşam tarzımızı ve hayatımızı kazanmak için ne iş yaptığımızı belirleyebiliyoruz.
Tüm bunları bitirdikten sonra, karakterimiz için bir portre seçiyor ve son olarak da sahip olduğumuz 10 seçenek arasından (5 erkek,5 kadın) karakterimizin nasıl bir sese sahip olacağını belirliyoruz. Artık maceraya atılmaya hazırız!

encounterPillars of Eternity günümüz grafiklerinden oldukça uzak ve iddialı olmayan bir yapıda. Açıkçası türü gereği çok iyi grafiklere sahip olması gerektiğini de düşünmüyorum. Buna rağmen POE’nin grafiklerinin kötü olduğu kesinlikle söylenemez. Obsidian, her biri sanat eserini andıran arka plan çizimlerini, 3D karakter modelleri ile çok güzel harmanlamayı başarmış ve bizi adeta ünlü ressamların tablolarında geçen bir serüvene çıkartmış. POE oyun içi videolar yerine bize, içinde bulunduğumuz durumu detaylıca tasvir eden metin ve illüstrasyonlarla süslenmiş oldukça güzel bir hikaye kitabı ile karşımıza çıkıyor. Tüm bunlara sahip olduğu eşsiz müzikleri de eklediğimizde; Eora’yı bize (biraz da hayal gücüne yer bırakarak) sunacak daha iyi bir yol düşünemiyorum. 

Character panelOyun içerisinde bulunan bir çok sınıfı, kısa aralıklarla da olsa inceleme fırsatı buldum ve aralarında Druid ve Cipher en çok hoşuma gidenleri. Bunun nedeni bu iki sınıfın çok yönlü olan, aktif özellikleri sayesinde savaş kısmını oldukça eğlenceli bir hale sokması. Tabi ki diğer sınıflar için de bir oynanış sınırlaması bulunmamakta. Oyunu ve karakterleri nasıl oynayacağımız tamamen hayal gücümüz ve zevkimize bırakılmış. Aklımıza gelen her türlü kombinasyonu kullanabilir ve gayet de işe yaramasını sağlayabiliyoruz. Oyunun her yerinde olduğu gibi oyunu öğrenmeye başlarken, karşımıza detaylı açıklama metinleri çıkıyor. Detaylar üzerinde biraz zaman harcama kaydıyla, öğrenmek istediğimiz her bilgiyi rahatça edinebiliyoruz. 

Ana karakterimizin dışında yolda karşılaştığımız ve ilginç hikayeye sahip sekiz maceraperesti, yanımıza yol arkadaşı olarak kabul edebiliyoruz. Keşke eşsiz hikayelere sahip bu yardımcı karakterlerin sayısı bu kadar az olmasaymış. Oyun boyunca görevlerimizi, bu karakterlerin eşliğinde yapıyoruz. Hatta bu karakterlerin hikayelerini ele alan yan görevleri de yerine getiriyoruz. Yardımcı çeşitliliği oyunu daha eğlenceli yapmanın yanında, oyun süresini oldukça uzatabilecek bir hamle olacak iken yapımcıların neden sekiz yardımcı karakter ile yetindiği ise büyük bir muamma. Para karşılığı tutabileceğimiz paralı asker sayısında bir kısıtlama bulunmasa da; bu yardımcıların kendilerine özel hikaye ve görevleri mevcut olmaması az önce bahsettiğim eksikliğin yerini doldurmanın yanından bile geçmiyor. Paralı askerleri ziyaret ettiğimiz bölgelerde bulunan hanlardan tutabiliyoruz. Görevlerimizi yerine getirmeye çalışırken, yardımcılarımızdan (veya paralı askerlerden) beş tanesini seçerek altı kişilik bir grup oluşturuyoruz.

Bu altı kişilik grubu oluştururken dikkatli davranmakta yarar var. Eğer kullandığımız yardımcıların özelliklerine dikkat etmez ve bazı noktalarda grubunuzun çözemeyeceği sorunlarla karşılaşırsanız, oyunun ilerleyişi oldukça yavaşlayabilir. Örneğin grubumuzda mekanik özelliği yüksek olan biri yoksa, kilitli sandıkları ve kapıları açamayarak bir çok hazineden mahrum kalabiliyoruz. Daha da kötüsü; sahip olduğunuz görevleri tamamlamak için hayati önem taşıyan bölgelere erişimimiz engellenebilir ya da kestirme yolları kullanma imkanımız ortadan kalkacağı için çok daha uzun bir rotayı izlemek zorunda kalabiliyoruz. Özellikle oldukça detaylı karakter arayüzünü inceleyerek, sahip olduğumuz karakterleri en verimli şekilde seçebiliyoruz.

Character inventoryOyun boyunca hareket halinde olacak, bol bol savaş atlatacak ve bunun akabinde yorulan ya da yaralanan karakterlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için dinlenmek zorunda kalıyoruz. Kasaba ve şehirlerde bulunan hanlarda konaklayarak ihtiyaçlarımızı giderebiliyor ya da dışarıda bir maceranın ortasında bunu sadece kamp yaparak gerçekleştirebiliyoruz.

Eğer yola çıkarken yanımıza yeteri kadar kamp malzemesi almayı unutursak, grubumuz oldukça sıkıntı yaşayacak hatta başladığımız köy ya da kasabaya geri dönmek zorunda kalıyoruz. Neyse ki POE bize her yerden erişebildiğimiz, sınırsız bir çanta kapasitesi sunuyor ve yapılması gerekenler listesinden, çanta temizliğini çıkartıyoruz. Maceramız esnasında ya da bazı satıcılardan edinebileceğimiz evcil hayvanları yanımızda gezdire bilmemiz de güzel bir detay olmuş. Bunun dışında yanmızda sürekli maymuncuk (lock pick) , meşale ve kanca gibi eşyalardan bulundurmamız çok önemli. Hatta yolculuğa çıkmadan önce; ihtiyaç duyabileceğimiz tüm malzemelere sahip olup olmadığımızı iki, üç kere kontrol etmemizde fayda var. Dikkat etmemiz gerekenler tabi ki bunlarla sınırlı değil; oyun boyunca topladığımız malzemeleri kullanarak karakterlerimize, ufak yada büyük etkiler sağlayan yiyecek, iksir hatta büyü parşömenleri yapabiliyoruz. Yaptığımız bu eşyalara (özellikle yüksek zorluk seviyesindeki oynuyorsanız) ilerleyen bölümleri geçebilmeniz için çok ihtiyaç duyacaksınız.

Tabi ki kullandığımız silah, zırh vb eşyaları efsunlamak (enchant) oldukça yardımcı oluyor. Pillars of Eternity’de benzer RYO’larda bulunan ve diğer silah ve zırhlara göre çok daha üstün olan destansı eşyalar bulunmaması ise çok büyük eksik. Elimize geçen tüm eşyalar birbirine çok yakın özelliklere sahip ve bir tek efsun özelliğini kullanarak daha yüksek kaliteye ulaşıyorlar. Bence bu durum RYO oyuncularının en çok zevk aldığı noktalardan biri olan, eşya değiştirmeyi elinden almış. Hangimiz elimizdeki paslı kılıcı, saatler süren yolculuk ve savaşın ardından mağlup ettiğimiz düşmanın cesedinden topladığımız, inanılmaz özelliklere sahip ve karizmamıza, karizma katacak bir şekle sahip olan kılıçla değiştirdiğinde zafer dansı (duruma göre timsah yürüyüşü) yapmadı ki!?

POE combatBenim gözümde oyunun en büyük eksikliklerini savaş sistemi içerisinde bulunduruyor. POE, sahip olduğu savaş sisteminde ne yazık ki bize yeni hiçbir şey sunmuyor. Özellikle kurabildiğimiz tuzaklar dışında etrafla çok fazla etkileşime giremememiz oldukça büyük bir hayal kırıklığına neden oldu bende. Açıkçası yakın zamanda çıkan ve POE ile aynı türde olan, Divinity: Original Sin‘de olduğu gibi çevreyle daha etkileşimli bir savaş sistemine sahip olsaymış diye düşünmeden edemiyorum. Mevcut savaş sistemi özellikle yüksek zorluk seviyelerinde oldukça yorucu bir hale geliyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri, yanımızda bulunan yardımcıların yapay zekaya sahip olmaması. Komut vermediğimiz taktirde savaş esnasında hiç bir şey yapmadan bekleyen yardımcıları kim sevmez(!) Bu durum karakterlere, Dragon Age : Origins de olduğu gibi bazı temel özellikleri otomatik kullanmasını sağlayacak bir opsiyon konularak, bu kadar göze batan bir durum olmaktan kolaylıkla çıkarılabilirdi.

POE’nin mevcut savaş sisteminde 2-3 saniyede bir oyunu durdurarak, karakterlere durumsal yeni direktifler vermeniz ya da özelliklerini kullandırmamız gerekiyor. Otomatik kullanım ve yapay zekanın olmadığı bu tarz bir savaş sistemi yapmak yerine, hiç değilse Fallout 1 ve 2‘de olduğu gibi tur bazlı (turn-based) ve daha az karmaşık bir sistem tercih edilseymiş. En azından tur bazlı savaş, özellikle ilerleyen seviyelerde çok fazla düşmanın bulunduğu karşılaşmalarda, işlerin içinden çıkılmaz bir hal almasını önleyebilirmiş. Neyse ki kolay olan bir zorluk seviyesinde düşmanlar çabuk öldüğü için pek göze batmıyor (zor oynamayı seven oyuncular için savaş sistemi çok daha iyi yapılabilirmiş demeden edemeyeceğim!).

Pillars of Eternity’nin genel yapısında göze batan ufak tefek eksikliklere sahip. Yükleme ekranlarının sürekli karşımıza çıkması ve bu türdeki bir oyuna göre çok uzun yükleme sürelerine sahip olması (SSD’ li bilgisayarlarda bile), bunlardan bazıları. Koridor vb. alanlarda grup elemanlarının birbirlerini  sıkıştırarak (hem de gereğinden fazla yer varken), ilerlemelerini engelliyor olması da oldukça sinir bozucu bir hal alıyor. Bunun yanında savaş sonrasında yerdeki eşyaları toplamak için beklememiz gereken süre de oldukça uzun ve bir süre sonra oyuncuyu yıpratmaya başlıyor. Keşke Obsidian, bu ufak detaylara dikkat etseymiş ve bizi bu tarz gereksiz detaylar yüzünden üzerek oyundan aldığımız zevki azaltmasaymış.

level upPillars of Eternity’de öldürdüğümüz düşmanlardan deneyim puanı (experience) kazanmak yerine, etrafı keşfederek ve verilen görevleri tamamlayarak kazanıyoruz. Gereken deneyim puanına sahip olduğumuzda ise seviye atlıyoruz.

Seviye atladığımızda karakterimiz yeni yetenek puanları kazanıyor. Bu puanlar kullanarak yeni yetenek ve büyülere erişim sağlıyoruz. Bu puanları ve özellikleri seçerken oldukça dikkatli davranmalı ve oynayış şeklimize uygun bir biçimde harcamaya özen göstermeliyiz. Seçtiğimiz her yetenek ve dağıttığımız her puan (mod yüklemediğimiz taktirde) değişmez bir şekilde oyunun sonuna kadar bizimle kalıyor. Oyunun başlarında, sahip olduğum bu puanları dağıtmaya çalışırken, sırf bu yüzden ufak çaplı bir kriz geçirmedim dersem yalan söylemiş olurum. Bu tarz oyunlara yeni başlayanlar ve D&D gibi oyun sistemlerine aşina olmayan oyuncular için yetenek seçim faslının, kafa karıştırıcı bir hal alacak olması oldukça normal.

puzzleAna ve yan görevleri yaparken karşılaştığımız ufak detaylar ve bilmeceler oyuna ayrı bir zevk katmış. Özellikle bazı durumlarda dikkatinizi test eden bu bilmecelerin cevabı; o noktaya gelirken şahit olduğunuz olaylar ya da bulduğunuz mektup ve kitap benzeri belgelerin içerisinde gizli olabilir. Başımıza gelen ve anlam veremediğimiz bir olay, elde ettiğimiz not parçasıyla anlam kazanabilir. Kısacası etrafımızda neler olup bittiğine dikkat etmemizde yarar var. Aksi takdirde ne olduğunu anlayamadığımız bir olayın içerisinde kaybolabilir ve oyun boyunca aklımıza takılan onlarca soru işaretine yenilerini ekleyerek, kafamızı iyice karıştırabiliyoruz.

caed nua mapMaceramıza hararetli bir şekilde devam ederken yolumuzun düştüğü Caed Nua‘da önemli bilgiler ediniyoruz ve ufak bir temizlikten sonra Caed Nua’yı sahipleniyoruz. Artık bir kalemiz (Stronghold) var! Başımıza geçenleri anlamak için tekrar yollara düşerken bir yandan da kalemizi kazandığımız altınları harcayarak (tamamen isteğe bağlı), Caed Nua’yı yeniden inşa etmeye çalışıyoruz. Bu noktada kalemizin ara yüzünü inceleyerek ne gibi fonksiyonlara sahip olduğunu öğreniyoruz. Bu arada Caed Nua sık sık altınlarımızı çalmak isteyen haydutların saldırısına maruz kalıyor. Saldırılara karşı korunmak adına kale’nin ara yüzünde bulunan sekmeleri kullanarak; asker tutma, kalemizin surlarını ve kapılarını sağlamlaştırma gibi önlemler alabiliyoruz.

Caed Nua’ya yaptığımız yeniliklerle civardaki insanlar arasında ün kazandırıp, kalemize daha çok ziyaretçi toplamaya ve yapılan ziyaretler sonucunda altın kazanmamıza yarıyor. Bana göre, sahip olduğumuz kale ile fazla etkileşime giremememiz; “Stronghold’un” hoş bir detay olmaktan öteye gidememesine neden olmuş ve sahip potansiyelin çok altında kalmış.

Endlesspathsmap

Ana görevimiz esnasında ele geçirdiğimiz kalenin altında bulunan “Endless Paths of Od Nua” adındaki yeryüzünün derinliklerine giden zindan ise apayrı bir hikaye. Endless Path of Od Nua’nın sahip olduğu ve üzerinde yaşadığımız dünyanın geçmişini aydınlatacak sırlarını ortaya çıkarmak ne yazık ki o da kadar kolay değil. Zindanın derinliklerine indikçe her katta ayrı bir güzellik ve farklı düşmanlar ile karşılaşıyoruz. Karşılaştığımız düşmanların zorlaşarak bizi oldukça sıkıntıya soktuğunu söylemeye gerek bile yok. 

Pillars of Eternity (çok yaratıcı olmasa da) iyi ve detaylı bir şekilde yazılan köklü bir hikayeye sahip. Hikayenin geçtiği dünya Eora’nın tasvirleri başarılı ve oyuncuya, içinde bulunduğu durumu oldukça iyi bir şekilde yansıtarak havaya sokmayı başarıyor. Bu nedenle hiç bir detayı kaçırmamak adına, bizi her taşın altına bakmaya ve yol boyunca karşılaştığımız herkesin hikayesini (gönüllü bir şekilde) dinlemeye itiyor. 

soul readMİNİ (MİNNACIK) SPOILER!!!
Karakterimizin gözcü (watcher) olduğunu ve ruhlarla iletişime geçebildiğini öğrendikten sonra, etrafımızdaki insanlarla etkileşime girerek geçmiş (ve şimdiki) yaşamlarına ait anılarına şahit oluyoruz. Başlangıçta hevesle okuduğumuz bu metinler, bir süre sonra sıkıcı hale geliyor ve ister istemez bu metinleri okumadan geçiyoruz.
Belki de bu geçmiş anılara ulaşmamız, ana hikayede karşılaştığımız karakterlerle konuşurken, bize yeni diyalog seçenekleri açsa ya da görevlerle ilgili yardımcı olacak fazladan bilgilere ulaşmamıza olanak sağlasa, bir süre sonra ilgimizi kaybetmemize engel olurdu. 

Hikaye özellikle ilk bölümün (chapter) sonlarına doğru yavaşlayarak, ilgimizi (ve bir çok noktada da dikkatimizi) kaybetmemize neden oluyor. Ana hikayenin dışında kalan diyaloglara, seslendirilme yapılmamış olması da bunu destekleyici nitelikte. Keşke oyun içi seslendirilme daha çok metin içerisinde kullanılsaymış. Neyse ki hikaye çok geçmeden kendini toparlayarak (özellikle ikinci bölümün ortalarına doğru) tekrar ilginç bir hale geliyor ve oyunun sonuna kadar da dizginleri elinden bırakmıyor.

mapp
Pillars of Eternity’i oynamayı düşünen okurlar için bir kaç uyarı yapmakta fayda var. Öncelikli olarak Pillars of Eternity, içerisinde okumamız gereken yüzlerce belki de binlerce metine (abartmış olabilirim,idare edin!) sahip ve ne yazık ki oyun Türkçe dil seçeneğine sahip değil.

Oyun oynarken okumak ve hikayeyi takip etmekten ziyade aksiyon unsurları ve gelişmiş grafik arıyorsanız, Pillars of Eternity’de aradığınızı bulamayacaksınız. Pillars of Eternity’nin temeli, bu metinleri okuyarak ilerlemeye dayalı olduğu için iyi derecede bir İngilizceye sahip değilseniz Türkçeye çevrilene kadar (tabi çevrilecek ise) oynamayı aklınızdan bile geçirmeyin.

Pillars of Eternity sizi; kalıplara mahkum etmeden, ustaca yazılmış bir roman tadındaki hikayesinde kaybolacağınız büyülü ve karanlık tarafından yaralanmış bir dünya sunuyor.

Vvender
Ailesi Ozan adını vermiş olsa da arkadaş grupları arasında Kuzu ya da Ozz olarak çağırılan bu zaat-ı muhterem şimdilerde zamanının büyük bi' kısmını oyun oynayarak ve kitap okuyarak geçirmekte. Sakin bir yapıya sahip olmasına rağmen söz konusu kitapları olduğunda vahşileşip zopa ile adam kovalayacak kadar da hainleşebilir! twitter.com/Vvender

ZAYANORA Yorumları (Yorum Yapılmamış)

Bir Cevap Yazın

FACEBOOK Yorumları

DISQUS Yorumları

TANISAN SEVERSİN

SOSYAL DURUMLAR

  • 3070 posts
  • 118 comments
  • 906 followers
  • 0 fans
  • 0 subscribers
  • 0 followers

Cahilliğe Zayanora!